Torino GünlükleriYasin Engin
Şehir Yaşamı

Saat Kulesinin Altında: Torino’nun Eski Kalbinde Conte Verde ile Karşılaşmak

Torino’nun eski yönetim meydanında çektiğim tek bir fotoğraf; Conte Verde Anıtı, Palazzo Civico ve yüzyıllardır değişen şehir hafızası üzerinden beklediğimden çok daha uzun bir hikâyeye dönüştü.

Piazza Palazzo di Città’da Conte Verde Anıtı ve arkasındaki saatli Palazzo Civico cephesi

Torino’da bazı yapılar kendilerini hemen anlatıyor. Bir meydan, bir kilise ya da bir saray; ilk bakışta size hangi duyguyu vermek istediğini az çok belli ediyor. Bazılarıysa susuyor. Önlerinden geçip gitmenize izin veriyor, ancak dönüp ikinci kez baktığınızda içlerinden yüzyıllar çıkmaya başlıyor.

5 Temmuz 2026 sabahı, Piazza Palazzo di Città’da karşıma çıkan bu anıt ikinci türdendi.

Önce yalnızca fotoğraf çekmek için durdum. Gökyüzü neredeyse tek parça maviydi. Açık renkli taş cephenin üzerinde yükselen saat, meydanın bütün hareketini yukarıdan izliyordu. Tam ortada ise kılıcını kaldırmış zırhlı bir hükümdar, yere düşmüş iki figürün üzerinde donup kalmıştı. Heykelin çevresindeki demir korkuluklar, kenarlardaki sarı örtüler ve kurulum izleri görüntüyü kusursuz bir kartpostaldan çıkarıp yaşayan bir pazar sabahına dönüştürüyordu.

Bir anlığına deklanşöre bastım. Fakat o tek kare, o gün gördüğüm bir meydandan çok daha fazlasını saklıyormuş.

Piazza Palazzo di Città’da Conte Verde Anıtı ve arkasındaki Palazzo Civico
5 Temmuz 2026 sabahı Conte Verde Anıtı ve Palazzo Civico

Kişisel arşivimden, 5 Temmuz 2026. Fotoğrafın dosya adında görünen tarih esas alınmıştır; dosyada doğrulanabilir EXIF çekim saati bulunmadığı için kesin saat belirtilmemiştir.

Önce kılıcı gördüm, sonra saati

Fotoğrafa bugün yeniden baktığımda gözüm önce heykelin kaldırılmış koluna gidiyor. Kılıç, neredeyse Palazzo Civico’nun saatine doğru uzanıyor. Aşağıda yenilmiş bedenler, yukarıda zamanı gösteren sakin bir kadran var. Biri zaferi sonsuza kadar dondurmak isterken diğeri hiçbir şey olmamış gibi ilerlemeye devam ediyor.

Torino’ya geleli henüz birkaç gün olmuştu. Benim zamanım uçak saatleri, tren biletleri, açılmasını beklediğim dükkânlar, üniversite işlemleri ve çözülmesi gereken küçük krizlerle ölçülüyordu. Meydanın zamanıysa bambaşkaydı: Roma kentinin izi, Orta Çağ pazarları, Savoy hanedanı, 17. yüzyıl belediye sarayı ve 19. yüzyılın kahramanlık anlayışı aynı kadraja sığmıştı.

İnsanın yabancı bir şehirde yaşadığı güzel şaşkınlıklardan biri bu galiba. Kendi gündeminiz size çok büyük görünürken bir köşeyi dönersiniz ve şehir, “Benden önce de burada binlerce hayat vardı,” der.

Meydanın altında eski Torino var

Bugün Piazza Palazzo di Città adıyla bildiğimiz alan, Torino’nun en eski katmanlarından birinin üzerinde bulunuyor. MuseoTorino’nun meydan kaydına göre burası antik ve Orta Çağ kent merkezinin parçasıydı; uzun süre sebze satılan Piazza delle Erbe adıyla anıldı. Yakınında tahıl ticaretinin yapıldığı Piazza del Grano vardı.

Bu ayrıntı fotoğrafın atmosferini benim için değiştirdi. Heykelin iki yanındaki sarı tenteler artık görüntüye yanlışlıkla girmiş birer engel gibi görünmüyor. Tam tersine, meydanın yüzlerce yıllık alışkanlığını hatırlatıyor: İnsanlar burada yalnızca yöneticilere bakmadı; alışveriş yaptı, bekledi, tartıştı, haber aldı ve gündelik hayatını sürdürdü.

1682 tarihli bir gravürde Torino Belediye Sarayı ve önündeki sebze pazarı
1682’de Palazzo Civico ve Piazza delle Erbe

1682’de yayımlanan kent görünümünde Palazzo Civico ve önündeki sebze pazarı. Eser: Romeyn de Hooghe / Joan Blaeu. Kaynak: Wikimedia Commons, kamu malı. Görsel boyutlandırılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür.

Bugünün turistleriyle geçmişin pazar kalabalığını üst üste koyunca meydan daha anlaşılır hâle geliyor. Görkemli binalar tarihi temsil ediyor olabilir; fakat şehri yaşatan asıl şey her dönemde sıradan insanların ayak sesleri.

Arkadaki bina: Şehrin hâlâ çalışan hafızası

Fotoğrafın fonundaki yapı Palazzo Civico, yani Torino Belediye Sarayı. Sadece tarihî bir dekor değil; belediye başkanlığı ve kentin yönetim organları bugün de burada çalışıyor. Torino Belediyesinin resmî sayfası, yapının kent yönetiminin merkezi olmayı sürdürdüğünü ve belirli zamanlarda ücretsiz rehberli ziyaretler düzenlendiğini belirtiyor.

Sarayın ana gövdesi 1659–1663 yılları arasında mimar Francesco Lanfranchi tarafından tasarlandı. Meydan ve çevresi daha sonra değişmeye devam etti; 18. yüzyılda Benedetto Alfieri’nin müdahaleleriyle portikolar ve cephe düzeni bugünkü bütünlüğüne yaklaştı.

Piazza Palazzo di Città’dan Palazzo Civico’nun geniş görünümü
Palazzo Civico’nun meydandan geniş görünümü

Palazzo Civico ve meydanın geniş görünümü, Mart 2015. Fotoğraf: Benoît Prieur / Wikimedia Commons-mars2015.jpg), CC0 1.0. Görsel boyutlandırılmış ve WebP biçimine dönüştürülmüştür.

Binaya baktığımda en çok saati seviyorum. Sarayın süslü taş işçiliği, bayraklar ve heykelin sert hareketi arasında saat neredeyse mahcup bir sadelikte duruyor. Fakat bütün kompozisyonun gerçek hâkimi o. Hükümdarlar geliyor, meydanların adları değişiyor, pazarlar başka sokaklara taşınıyor; saat yine günlük hayatı ölçmeye devam ediyor.

Conte Verde kimdi?

Heykeldeki zırhlı kişi, 1334–1383 yılları arasında yaşamış Savoy Kontu VI. Amedeo. Tarihte daha çok Conte Verde, yani “Yeşil Kont” lakabıyla biliniyor. Treccani’nin biyografisine göre bu lakabın kökeni, Amedeo’nun 1353’teki bir turnuvada yeşil kıyafetler giymesine ve bu rengi daha sonra da kullanmasına dayanıyor.

14. yüzyıl freskinde Yeşil Kont olarak bilinen Amedeo VI
Amedeo VI’nın 1365–1367 yıllarına tarihlenen fresk portresi

Amedeo VI’nın Floransa’daki İspanyollar Şapeli’nde bulunan, 1365–1367 yıllarına tarihlenen fresk portresi. Sanatçı: Andrea di Bonaiuto. Kaynak: Wikimedia Commons, kamu malı. Görsel WebP biçimine dönüştürülmüştür.

Amedeo VI yalnızca renkli kıyafetleriyle hatırlanan romantik bir şövalye değildi. 14. yüzyıl Avrupa siyasetinin içinde güç, toprak ve hanedan ilişkileri için savaşan bir hükümdardı. 1366–1367 yıllarında kuzeni Bizans İmparatoru V. İoannis Paleologos’a yardım amacıyla doğuya bir askerî sefer düzenledi. Treccani’nin tarih sözlüğü bu seferde Türklere ve Bulgarlara karşı yürütülen mücadeleyi onun askerî hayatının öne çıkan bölümlerinden biri olarak anlatıyor.

Heykelin seçtiği an da tam olarak bu savaşçı kimliğe dayanıyor. Amedeo ayakta ve galip; karşısındaki figürler yerde ve yenilmiş durumda. Bronz kompozisyon bize yalnızca 14. yüzyıldan bir olayı değil, 19. yüzyılın geçmişi nasıl görmek istediğini de anlatıyor.

Orta Çağ kahramanı, 19. yüzyıl sahnesi

Anıt, Amedeo VI’nın yaşadığı dönemde yapılmadı. Heykeltıraş ve mimar Pelagio Palagi eseri 1847’de gerçekleştirdi; anıt 1853’te meydana yerleştirildi. MuseoTorino, kompozisyonu kontun Türklere karşı kazandığı savaşın muzaffer bir temsili olarak tanımlıyor.

1923 tarihli siyah beyaz fotoğrafta Conte Verde Anıtı
Conte Verde Anıtı’nın 5 Kasım 1923 tarihli görünümü

Conte Verde Anıtı’nın 5 Kasım 1923 tarihli görünümü. Fotoğraf: Mario Gabinio / Wikimedia Commons, CC BY 3.0 IT. Görsel WebP biçimine dönüştürülmüştür.

Arada yaklaşık beş yüzyıl var. Bu yüzden karşımızdaki eser, Orta Çağ’ın doğrudan bir fotoğrafı değil. Savoy geçmişini yücelten, kahramanlığı açık bir zafer ve yenilgi sahnesiyle anlatan 19. yüzyıl yorumudur.

Bu ayrım önemli. Çünkü anıtlar tarafsız değildir. Kimi merkeze koydukları, kimi yere serdikleri ve hangi olayı hatırlanmaya değer buldukları konusunda seçim yaparlar. Benim fotoğrafımdaki bronz bedenler de bu seçimin parçası. Bugünün ziyaretçisi olarak eserin ustalığına bakabilir, tarihî önemini öğrenebilir ve aynı anda kullandığı zafer dilini sorgulayabiliriz.

Meydanın ortasında yaşadığım asıl karşılaşma belki de buydu: Bir şehri sevmek, onun anlattığı her hikâyeyi sorgusuz kabul etmek değil; hikâyeyi kimin, ne zaman ve hangi amaçla kurduğunu merak etmekti.

Bir anıtın ışıkla başlayan ikinci hayatı

Conte Verde Anıtı’nın şaşırtıcı bir başka hikâyesi de ışıkla ilgili. Torino Belediyesinin 2024 tarihli açıklamasına göre eser meydana yerleştirildiği dönemde ark lambalarıyla yapılan ilk elektrikli aydınlatma denemelerinden birine konu olmuştu. Yani bugün tarihî ve ağırbaşlı görünen bu heykel, bir zamanlar kentliler için yeni teknolojinin gösterildiği modern bir sahneydi.

Bu bilgi fotoğrafın içindeki zamanları bir kez daha birbirine karıştırıyor. Orta Çağ kontu, 19. yüzyıl bronzu, erken elektrik deneyi ve 2026’da cebimden çıkardığım telefonun kamerası… Aynı nesne, her çağda başka bir yenilikle yeniden görülmüş.

Belki şehirlerin kalıcılığı da buradan geliyor. Taşlar ve heykeller aynı yerde duruyor; fakat insanların onlara bakma biçimi sürekli değişiyor.

Fotoğraftaki küçük ayrıntılar

Bu kareyi değerli yapan yalnızca anıtın adı değil. Biraz dikkatle bakınca fotoğrafın içinde birbirine karşı çalışan ayrıntılar görülüyor:

  • Saat, büyük tarih anlatısının üzerinde gündelik zamanı göstermeye devam ediyor.
  • İki bayrak, yapının hâlâ yaşayan bir kamu binası olduğunu hatırlatıyor.
  • Demir korkuluk, heykele yaklaşmamızı engellerken bakışımızı daha da fazla ona yöneltiyor.
  • Sarı tenteler ve örtüler, tarihî meydanın güncel kullanımını kadraja sokuyor.
  • Keskin sabah ışığı, bronz figürleri koyulaştırırken Palazzo Civico’nun açık cephesini neredeyse bir sahne dekoru gibi parlatıyor.
  • Benim gölgem, korkulukların arasında belli belirsiz görünüyor; fotoğrafı çeken kişinin de bu hikâyenin dışında olmadığını hatırlatıyor.

Son ayrıntı benim için en önemlisi. Fotoğraf ilk bakışta yalnızca bir anıtı gösteriyor. Oysa aşağıdaki gölge, birkaç gün önce Samsun’dan tek başına yola çıkmış, Torino’yu henüz okumayı öğrenen birinin orada durduğunu söylüyor.

Bu karşılaşmadan bana kalan

Torino’daki ilk günlerimde şehri çoğunlukla ihtiyaçlar üzerinden tanıyordum: Nereden hat alınır, hangi tren nereye gider, banka kartı neden çalışmaz, yurtla üniversite arasında en kolay nasıl yürünür? Piazza Palazzo di Città’daki bu kısa durak, bana başka türlü bakmayı öğretti.

Bir yerin adını bilmek onu tanımaya yetmiyor. Önce durmak, sonra ayrıntıyı fark etmek ve en sonunda doğru soruyu sormak gerekiyor. “Bu kim?” diye başladığım merak, beni Orta Çağ’dan Savoy hanedanına, eski sebze pazarından belediye sarayına, bronz dökümden elektrikli aydınlatmanın ilk denemelerine kadar götürdü.

O sabah yalnızca bir fotoğraf çektiğimi sanmıştım. Meğer Torino bana tek karelik bir tarih dersi vermiş.

Şimdi bu görüntüye baktığımda Conte Verde’nin kaldırdığı kılıçtan çok, arkasındaki saate odaklanıyorum. Çünkü heykel zaferin sonsuza kadar süreceğini söylüyor; saat ise hiçbir şeyin sonsuza kadar aynı kalmadığını.

Torino’yu tanımaya başladığım an, haritada yeni bir yer bulduğum an değildi. Bir meydanın ortasında durup, gördüğüm şeyin neden orada olduğunu ilk kez gerçekten merak ettiğim andı.

Kısa ziyaret notu

  • Yer: Piazza Palazzo di Città, Torino
  • Görülen eser: Monumento al Conte Verde
  • Heykeldeki kişi: Savoy Kontu VI. Amedeo (Amedeo VI)
  • Sanatçı: Pelagio Palagi
  • Yapım ve yerleştirme: 1847’de gerçekleştirildi, 1853’te meydana yerleştirildi
  • Arkadaki yapı: Palazzo Civico, Torino Belediye Sarayı
  • Bakarken unutulmaması gereken: Anıt, 14. yüzyıldaki bir hükümdarı 19. yüzyılın kahramanlık diliyle yorumlar.

Görsel ve doğrulama notu

Bu yazının kapak görseli 5 Temmuz 2026 tarihli kişisel fotoğrafımdır. Dosyada doğrulanabilir EXIF çekim saati bulunmadığından kesin saat bilgisi kullanılmamıştır. Yazıyı tarihsel olarak tamamlayan dört açık lisanslı arşiv görselinin sahipleri, kaynakları ve lisansları kendi açıklamalarında belirtilmiştir. Anıtın kimliği, tarihleri ve meydanın geçmişi MuseoTorino, Torino Belediyesi ve Treccani kayıtlarıyla karşılaştırılmıştır. Fotoğraftaki geçici tentelerin hangi etkinliğe ait olduğu doğrulanamadığı için bu konuda kesin bir iddiada bulunulmamıştır.